.
 
<<  Minber Modelleri  >>
 

Görünüşte aynı olduğunu düşündüğümüz minberlerin pek çok modeli vardır. Her biri ayrı bir sanat abidesidir. Minberin tarihçesine bakacak olursak, efendimizin yaşadığı o saadet dolu günlere kadar gitmemiz gerekecektir.

Hz. Peygamber Medine’deki Mescid-i Nebevi’de ashaba önceden Allah’ın emirlerini ayakta durarak duyururken daha sonra ashab hurma ağacından bir direk dikerek ona yaslanmalarını istemişlerdir6. Sonra Ilgın ağacından üç veyadört basamaklı bir minber yapılmıştır7. Bu minberin arkasında dayanacak üç tane de sütun olduğu ve Hz. Muhammed’in üçüncü basamağa oturup ayaklarını ikinci basamağa koyduğu rivayet olunmaktadır.

 

Hz. Peygamber Cuma hutbelerini ve diğer emir ve nasihatlerini ashaba buradan duyururdu. Bu bilgilere göre minber başlangıçta bir kürsü, bir taht şeklindeydi. Cuma hutbelerinde bir minber, başka zamanlarda ise yabancı elçileri kabul ettiği bir taht olarak kullanıyordu. Bu özelliği sebebiyle minber daha sonraki yıllarda saltanat alâmetlerinden biri olarak kabul edilmiştir.

 

Hz. Peygamberin vefatından sonra Hz. Ebubekir de bu minbere çıkmış ve cemaat de ona biat etmişti. Hz. Ebubekir’den sonra diğer halifeler de bu geleneğe uymuşlardır9. Valiler de vazifeye başladıklarında ve ayrıldıklarında minbere çıkmayı adet haline getirmişlerdir. Bu duruma göre minberin ilk zamanlarda ibadet ile bir münasebeti yoktu.

 

Nitekim çeşitli minyatürlü yazmalarda kadıların da zaman zaman böyle basamaklı taht-minberler üzerinde otururken resmedildikleri görülmektedir. Divan toplantılarında da hükümdar buraya çıkardı. Bu haliyle minber hutbe veya vaaz eden hatibin, muhakeme eden kadı’nın, toplantıları idare eden hükümdarın orada bulunanlara karşı durumunu kuvvetlendiren bir unsurdur.


Halifeler başkentin merkez camisinde imamet görevini yerine getiriyor ve idarede minberden büyük ölçüde yararlanıyorlardı. İlk dönemde namazı bizzat halifeler kıldırırdı. Zaman içinde halifeler namaz kıldırmak ve hutbe okutmak için yerlerine vekil tayin ettiler. Vekiller de halifelerin ismini zikrederek dua etmeye başladılar.

 

Minber üzerinde halifeye ilk dua eden kişi İbn-i Abbas’tır. İbn-i Abbas Basra valisi iken Hz. Ali’ye dua etmiş ve ondan sonra da bu gelenek sürdürülmüştür. Çok sayıda İslâm devletinin kurulmasından sonra halifenin yanında hükümdarın da ismi anılıyordu. Bu uygulama da zaman içinde son bularak minberde sadece gücü elinde bulunduran hükümdar anılmaya başlandı.

 

Hutbede yöneticinin isminin anılması, hükümdarlığın alametlerinden birisidir. 10. Minber başlangıçta merkezi idarenin bir sembolü idi ve sadece Mescid-i Nebevi’de bulunmasına izin verilmişti.